Cuma, Ekim 30, 2009

Aynı Dakika Resimleri




Mutluluk Resmi
Çirkin Surat Resmi
Şirinlik Resmi
Bıkkınlık Resmi
Hepsi aynı dakika içinde çekilmiş resimler.

Perşembe, Ekim 29, 2009

29 Ekim Mutluluğu

Odasını günün anlam ve önemine uygun süsledik
İlkokul günlerimize geri döndük
Kedi merdivenlerini pek bi heyecanla yaptık
Bayrakları ordan oraya asma yarışında
Utandık kendimizden
Eeee dedik hani ona süsletecekdik


Salı, Ekim 27, 2009

Keşke...


Bu akşam parka gittiğimizde
Seyredeceğimiz manzara
Bu olsaydı.
Not: 20 Ekim de Kalamış Parkında çekildi.




Hediye geldiğinde uzatdan kumandalı jipdi. Önce kumanda ile jip arasında ki ilişkiyi anlamaya çalıştı. İlişkiyi öğrenince düğmeleri ileri geri ve sağa sola çevirerek kontrol etmeyi öğrenmeye çalıştı. Herşey öğrenilince uzakdan kumandalı jip daha bir uzakdan kumandalı arabaya dönüştü. Hızla önden arkadan duvara çarpınca parçalar tek tek kırıldı. Pazar günü park da jip bir ileri bir geri, bir sağa bir sola epey bir gezdi. En son pili bitmeye yüz tutunca jip Berk'i arkadan takip etmeye başladı.

Pazartesi, Ekim 26, 2009




















Sonbahar'ın
Dökülen yapraklarını
ve
Basıldığında çıkan çatur çuturunu
Seviyorum.

Helikopter

Hep havada görüyordu. Biliyordum bir gün karada çok yakından görecek ama bu kadar erken olacağını tahmin etmemiştim. Marina'ya çok sık helikopter ile gelindiğinden parka gittiğimizde 2-3 tane uçarken kesin görüyorduk. "Ayyee bak heyikopteyy" deyip duruyordur. Nasıl heyecanla koştu yanına. Yaklaştığında ne yapacağına karar veremedi. Önce uzakdan seyretti. Sonra binip binmemekde kararsız kaldı. Pilot gösterdi büyüklüğünü ve kucağına aldığı gibi içine oturttu. Önce mutluluk tepkisi verdi sonra merakla pür dikkat içini kurcalamaya başladı. Eller oraya buraya uzanınca hoooopppp yere indirdi pilot. Helikopterin içinde harcadığı 2 dakika ve etrafında harcadığı 5-10 dakika bu kadarmı mutlu eder insanı?

İlk Balon Deneyimimiz

Rüzgarsız harika bir gündü Cumartesi. Berk ve ben terasda oyun oynarken balonu gördük ve Berk büyük bir merakle sordu ne olduğunu. Bende anlattım. Hep beraber parka gittik. Park da yürüyüş yaparken tekrar gördü balonu. "Beyk balona bincek" deyince, hadi dedik üşenmeyelim gidelim Kadıköy'e. Bayıldı. Balonun gölgesini görmek, koca gemilerin altından geçtiğini görmek, Kadıköy'ün o kalabalığını seyretmek çok hoşuna gitti. 200 metre yukarı çıkıp İstanbul'u seyretmek hepimizi etkiledi.




Perşembe, Ekim 22, 2009

Hayatdan zevk almak, mutlu olmak bu kadar kolay olmalı işte. Plaj voleybolu seyrederken arka tarafdan gelen "şşşştttt, pşşşşttt yakışıklı seni yemeye geliyorum" espirisine tüm içtenlikle gülücüklekle karşılık verebilmeli insan.

Çarşamba, Ekim 21, 2009

Veli Toplantısı

Daha dün gibi eve veli toplantısı kağıdını getirip anneme teslim ettiğim zamanlar. Ne zaman büyüdüm ne zaman veli olarak toplantı kağıdı bana geldi anlamış değilim. Neden heyecanlıyım anlam verebilmişde değilim. Ne diyecekler ki en fazla, olsun adı ağır bu görüşmenin. Veli Toplantısı. Var mı ötesi?

Salı, Ekim 20, 2009

Daha İyileşemeden

Daha üst sol dudak iyileşemeden bu seferde bütün üst dudak ve burun hasar görmüş şekilde eve geldi. Düz yolda yürürken ayağı pantolonuna dolanmış ve yere düşmüş.

Pazartesi, Ekim 19, 2009

"Alex ile bir akrabalığı var mı?"
"Alex'in çocuğu mu?"
"Aaaa ne kadar Alex'e benziyor"
Hiç de sevmem Alex'i. Her saçı kıvırcık olana Alex mi denecek.

Pazar, Ekim 18, 2009

Okul Kazası



Kalbimizin ağzımızda atar şekilde Babi ile doktor kontrolüne gidiyorduk. Çok önemli bir görüşme olacakdı, iyileşme sürecini öğrenecetik. Mecidiyeköy'e geldik ve telefon çaldı. Allah Allah Berk'in okulu arıyor. Neden ki? Açtım telefonu karşımda öğretmeni. Çok sakin bir şekilde selamlayıp heyecanlanacak birşeyin olmadığını Berk'in düştüğünü söyleyince, bir anda duvara kafa atmış gibi oldum. Kaydırakdan düşmüş. Dikişlik bir durum olmadığını, yaranın içerde olduğunu ama Berk'in huzursuz olduğunu okuldan almamızın Berk'i rahatlatacağını söyleyince rahatladım. Şansa çok önemli birşey için yoldayız ve dönmemizin imkanı yok. Berkimin annanesi ve Emine Teyzesi imdadımıza koştu. Eve gelip bizimle görüntülü konuşunca biraz daha rahatladı. Sol üst dudağı mor ve şiş. Çok dikkatli bakılınca anlaşılıyor ama biz biliyoruz ya devamli gözümüz takılıyor. İlk güne göre daha az şiş ama daha mor. Aklında geldikçe "Beyk kaydıyakdan düştü, .... itti" deyip duruyor. İten kişi sürekli değişiyor. Sınıfadaki bütün herkesin ismini sırayla söylüyor. Tahminim o an aklına kim geliyorsa o itti diyor.

Cuma, Ekim 16, 2009

Yağmur Yağıyor Seller Akıyor

Burnumuzun deliklerine bile girdi yağmur akarken yüzümüden. Yağmurda kaydırak ne kadarda kaygan oluyormuş. Mickey yağmurluğunu giyince keyfi bir kat daha yerindeydi. Yağmur artı Mickey yağmurluk eşittir süper kayif. 40 dakika sonunda yağmuru iç çamaşırlarımızda hissedince evimizin yolunu tuttuk.



Not: İlk resimde sol dudak ve yanak şiş. Okul kazasının izi.

Perşembe, Ekim 15, 2009

Atatürk Arboretumu

Tadı damağımızda kalmıştı geçen seneden. Bu sefer geçen seneki tadı yoktu. Büyük göl temizlendiğinden hummalı bir çalışma vardı. Kamyonlar ve kepçeler. İnanılmaz bir ses ve görüntü kirliliği vardı. Olsun biz genede çınarlı ve çamlı yolda yürüdük, kozalak topladık, palamut topladık, ağaçlardaki meyveleri ve çiçekleri inceledik, mantar elledik, ördek besledik, yaprakları ezdik. Güzel bir gün geçirdik.



Circle Time




Ne çok anlam ifade ediyor şarkılar hayatında. Tuvalete oturduğunda, banyo yaparken, uyumak için yatağa yattığında beraber şarkı söylemek en büyük zevkin. En favori şarkıların twinkle twinkle, incy wincy spider, if you are happy, this is the way, rolly polly, jump jump. Okulda circle time (arkadaşlarınla daire oluşturup öğretmenin ile bütün bu şarkıları söylediğiniz zaman) en favori zamanmış. Eeee bellide, "Ayye şaykı söle, yolly polly" demenden belli.

Salı, Ekim 13, 2009

Leb-i Derya

Kucağımda Deryam la kayaların dibinde leb-i derya.
Anne-oğul kucak kucağa, el ele.
Tekneler marinaya, güneş denizin içine giriyordu.

Cumartesi Güneşi

Kış yaklaşıyor, ki severim kışı, ya azıcık içim buruk. Bu kadar rahat parkda gezip kafamızca dağıtamayacak oluşumuza üzülüyorum.

Park sonunda şu yüzündeki mutluluk tüm yorgunluğumu alıp götürüyor.

İskeleden sarkıp deniz ile konuşuyorsun.

Denizi "canıııımmm" diye savdiğin an.
Gölge oyunu oynuyoruz.
Aç-kapa, aç-kapa, spor şart.

Ha gayret oğlum kurtulacaksın bu göbekden.
Ördeklerin korkulu rüyası "Berk". Ördek kaçar Berk kovalar.

Pazartesi, Ekim 12, 2009

Havuz Boşalırsa

Geçen hafta Pazar çiftliğe kahvaltıya giderken, baştan yaptı pazarlığını. ""Ayyeee, havusaa giycem"". Tamam dedim havuzun suyu varsa elbet de girebilirsin. Hain anne, ben oluyorum, biliyordu havuzun suyunun boşaltıldığını da Berk bi haberdi. Çiftliğe varınca hemen koşa koşa havuza gitti. Havuzu boş gördüğünde yüzünün o şeklini fotoğraflayamamış olmam çok üzücü. Şaşıran, inanamayan, üzülen, anlam veremeyen bir yüz. Sorduk, Berk havuza ne olmuş, ""Dede bosatmısss"" Geldi gitti devamlı kontrol etti havuzu, belki su dolar umudu ile. Gitti biraz hortumla oynadı, belki unutur dedik, yok olmadı gene geldi gene şaşırdı. Baktık olmuyor hadi dedik sokalım içine anlasın boş havuz olduğunu. İçine girince daha da bir değişik geldi. Önce yadırgadı sonra pek bi hoşuna gitti bir oraya bir buraya koştu.


Cuma, Ekim 09, 2009

Yuva Macerası-Mutlu Son

Öyle bir zamana denk geldi ki yuvanın başlangıç tarihi moralimizin dipde olduğu hayatımızın en zor günleriydi. Berk'e hissettirmemek için bütün aile seferber olmuştuk. Geceleri hastanede Babinin yanında ben nöbet tutuyordum, babaanne sabah nöbeti devir alıyordu, Berk anneanede kalıyordu, gündüzleri ben Berk ile oyunlar oynayıp vakit geçiriyordum. Yuvanın ilk günlerinde Berk'i götürmemeyi tercih edebilirdim -ki yorgunlukdan ve üzüntüden perişan olduğum bir dönemdi- ama Berk'e haksızlık olacağını düşünüp yuvayı hiç aksatmadık.

İlk iki hafta hergün onunla beraber yuvada vakit geçirdim. 2-3 gün sonunda alışma döneminin çok rahat geçmeyeceğini Berk bize açıkca göstermişdi. Ümidimin kırılır gibi olduğu dönemlerde öğretmenler çok destek oldu. Sonunda herşeyin düzeleceğini biraz zamana ihtiyacımız olduğunu söyleyip durdular. Haklıda çıktılar.

Tavşan, bisikletler, maymun evi, kum havuzu, tahta, su alanı vsvs hepsi Berk'in yuvayı sevmesine neden. Sabah bırakırken ağlamadan ""bye-bye,Beyk okuya anne işe"" duymak ne güzel. Banyo yaparken ""(arkadaşlarından birinin ismini söyleyip) bak fok balıgı buyda"" demesi ne güzel. Tuvaletde otururken ""ayyeee incy wincy söle"" demesi ne güzel. Berk öğretmeninin ismi ne dediğimizde "..., canıımmm" demesi ne güzel. Berk bugün ne yaptın yuvada dediğimizde "Beyk boya yaptı, Beyk kum oynadı" demesi ne güzel.

İçimim eridiği an ""Beykin çantası.Çantami ayicam, okuya gidicem"" dediği andır.